Gözaltı ve yakalama
Gözaltına İtiraz: Sulh Ceza Hâkimliğine Başvuru
Bir yakınınız gözaltında ve saat işliyor. Kanun, gözaltının hâkim denetimine girmesi için sürenin dolmasını beklemenizi istemez. CMK m. 91/5, gözaltı devam ederken sulh ceza hâkimliğine başvurup serbest bırakılma talebinde bulunma hakkını tanır. Bu yazı o başvurunun kim tarafından, nasıl ve hangi sonuçla yapıldığını anlatır.
Kısa cevap
Gözaltına itiraz, CMK m. 91/5 uyarınca sulh ceza hâkimliğine yapılan bir başvurudur. Yakalanan kişi, müdafii veya kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayı sağlamak için başvurabilir. Beklemek gerekmez; başvuru gözaltı sürerken yapılır. Sulh ceza hâkimi incelemeyi evrak üzerinde yapar ve derhâl, en geç yirmi dört saat dolmadan sonuçlandırır. Başvuruyu yerinde bulursa yakalananın derhâl soruşturma evrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazır bulundurulmasına karar verir.
Gözaltına itiraz tam olarak neye karşı yapılır?
Kanun bu yola "itiraz" demez, "başvuru" der. Halk arasında ve uygulamada "gözaltına itiraz" denilen şey, CMK m. 91/5'teki bu başvurudur. Maddenin ilk cümlesi üç ayrı işlemi sayar:
- Yakalama işlemi. Kişinin fiilen özgürlüğünden alıkonulduğu an ve bunun koşulları.
- Gözaltına alma. Savcının, yakalanan kişiyi bırakmayıp soruşturmanın tamamlanması için gözaltına aldırması.
- Gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin savcının yazılı emri. Süre uzatıldığında ortaya çıkan ayrı bir işlem.
Bu üçü aynı anda doğmaz. Önce yakalama olur, sonra gözaltı kararı verilir, uzatma varsa daha sonra gelir. Her biri ayrı ayrı başvuru konusu yapılabilir. Yakalamaya itiraz etmemiş olmanız, sonradan gelen uzatma emrine karşı başvurmanızı engellemez.
Başvurunun dayandığı ölçüt maddenin ikinci fıkrasındadır: gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır. Yani gözaltı, "ifadesi alınsın diye" verilen otomatik bir karar değildir. İki koşulun da dosyada karşılığı olmak zorundadır. Başvuru dilekçesinin çekirdeği burasıdır.
Kim başvurabilir, kim başvuramaz?
Madde başvurabilecekleri sınırlı olarak sayar. Bu listede olmayan bir kişi kendi adına başvuru yapamaz:
- Yakalanan kişinin kendisi.
- Müdafii — yani atanmış veya tutulmuş avukat.
- Kanunî temsilcisi.
- Eşi.
- Birinci veya ikinci derecede kan hısımı. Anne, baba ve çocuk birinci derecededir. Büyükanne, büyükbaba, torun ve kardeş ikinci derecededir.
Bunun pratik sonucu şudur: nişanlı, amca, dayı, hala, teyze, kuzen, ev arkadaşı veya işveren doğrudan başvuramaz. Ancak bu kişiler bir avukatla iletişime geçebilir; müdafi sıfatını kazanan avukat kendi adına başvurabilir. Gecenin bir yarısı listeye girmeyen bir yakının yapabileceği en hızlı şey budur.
Bir noktanın altını çizmek gerekir: müdafinin başvurabilmesi için gözaltındaki kişiyle görüşmüş olması şart değildir. Görüşme henüz sağlanamamışsa bile avukat, elindeki bilgiyle başvuruyu yapıp saatin işlemesini durdurmaya çalışabilir. Gözaltındaki kişinin haklarını ve ilk saatlerde atılacak adımları gözaltı avukatı sayfasında topluca anlattık.
Başvuru için süre var mı, ne zaman yapılır?
Kanun bu başvuru için "şu kadar gün içinde" gibi bir süre koymaz. Koymamasının sebebi var: maddenin amacı hemen serbest bırakılmayı sağlamaktır. Yani başvurunun anlamı, gözaltı fiilen sürerken vardır.
Saat, yakalama anından itibaren işler
CMK m. 91/1: gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez. Bu zorunlu yol süresi de on iki saatten fazla olamaz. Hesap karakola varış saatinden değil, kişinin fiilen özgürlüğünden alıkonulduğu andan başlar. Tutanaklarda yazan yakalama saatinin doğruluğu bu yüzden önemlidir.
Uzatma ayrı bir zamanlama yaratır. CMK m. 91/3'e göre toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle savcı, her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün süreyle uzatma emri verebilir. Bu emir yazılıdır ve gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir. Tebliğ anı, yeni bir başvuru için doğal başlangıçtır: artık ortada itiraz edilebilecek somut, yazılı bir işlem vardır.
Gözaltı sona erip kişi hâkim önüne çıkarıldıysa bu yol kapanır. O aşamada konu tutuklama veya serbest bırakmadır; başvurulacak yol da farklıdır.
Başvuru nereye ve nasıl yapılır?
-
Hangi işleme itiraz ettiğinizi belirleyin
Yakalamaya mı, gözaltına alma kararına mı, yoksa uzatma emrine mi? Dilekçenin gerekçesi buna göre değişir. Uzatma varsa emrin tebliğ edildiği saati not edin.
-
Yetkili sulh ceza hâkimliğini bulun
Başvuru, soruşturmanın yürütüldüğü yerdeki sulh ceza hâkimliğine yapılır. Mesai saatleri dışında, gece ve hafta sonu nöbetçi sulh ceza hâkimliği görevlidir. Gözaltılar çoğunlukla mesai dışında başladığı için bu nokta pratikte belirleyicidir.
-
Dilekçeyi somut bilgiyle yazın
Gözaltındaki kişinin kimlik bilgileri, yakalamanın yeri ve saati, tutulduğu kolluk birimi, biliniyorsa soruşturma numarası ve başvuranın yakınlık derecesi yazılır. Eş veya kan hısımı başvuruyorsa yakınlığı gösteren bir belge eklenmesi işi hızlandırır.
-
Gerekçeyi kanunun diline oturtun
"Suçsuz" demek yetmez. Anlatılması gereken, m. 91/2'deki koşulların bulunmadığıdır: tedbir soruşturma yönünden zorunlu değildir, somut delil yoktur, kişinin sabit ikametgâhı vardır ve davete uymuştur. Süre aşımı veya uzatmanın koşullarının bulunmaması ayrı birer gerekçedir.
-
Dilekçeyi verin ve teyit edin
Dilekçe hâkimliğe elden verilebilir; avukat UYAP üzerinden de gönderebilir. Verildikten sonra hâkimliğin dosyayı savcılıktan ve kolluktan istemesi gerekir. Tutanakların dosyaya gelmesi, kararın hangi bilgiye dayanacağını belirler.
Hâkim başvuruyu nasıl inceler?
Maddenin ikinci cümlesi usulü net kurar: sulh ceza hâkimi incelemeyi evrak üzerinde yaparak derhâl ve nihayet yirmi dört saat dolmadan başvuruyu sonuçlandırır.
Buradaki iki kelime önemlidir. "Evrak üzerinde", duruşma yapılmayacağı anlamına gelir. Hâkim sizi çağırıp dinlemez, gözaltındaki kişiyi de getirtmez. Karar, dosyadaki tutanaklar ile başvuru dilekçesine bakılarak verilir. Bunun sonucu şudur: dilekçe, anlatabileceğiniz tek yerdir. Sözlü olarak eklenecek bir şey olmayacaktır.
"Derhâl ve nihayet yirmi dört saat dolmadan" ise bir üst sınırdır, bekleme süresi değil. Hâkim başvuruyu bir saat içinde de karara bağlayabilir. Gözaltı süresinin kendisi de yirmi dört saatle sınırlı olduğundan, başvurunun geç yapılması onu fiilen anlamsız kılabilir.
Hâkimin baktığı şey, soruşturmanın esası veya kişinin suçlu olup olmadığı değildir. Denetlenen şey işlemin hukuka uygunluğudur: yakalamanın koşulları var mıydı, gözaltı soruşturma yönünden zorunlu muydu, somut delil dosyada görünüyor mu, süreler aşılmış mı, uzatma emri kanunun aradığı hâllerden birine dayanıyor mu.
Karardan ne çıkar, serbest bırakılır mıyım?
Maddenin son cümlesi iki sonuç öngörür. Hâkim yakalamanın, gözaltına almanın veya uzatmanın yerinde olduğu kanısına varırsa başvuru reddedilir. Aksi hâlde yakalananın derhâl soruşturma evrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazır bulundurulmasına karar verir.
Bu ikinci ihtimalin ne anlama geldiğini doğru okumak gerekir. Hâkim, kararında "serbest bırakın" cümlesini kurmaz. Yaptığı şey, kişiyi kolluğun elinden alıp dosyasıyla birlikte savcının önüne getirtmektir. Serbest bırakma kararını savcı verir. Yani başvurunun kabulü, sonucun otomatik olarak tahliye olacağı anlamına gelmez; gözaltının kolluk aşamasında sürmesini keser ve kararı savcıya taşır.
Serbest bırakma gerçekleşirse bir koruma daha devreye girer. CMK m. 91/6: gözaltı süresinin dolması veya sulh ceza hâkiminin kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında, yakalamaya neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet savcısının kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi uygulanamaz. Aynı dosyada aynı gerekçeyle ertesi gün tekrar kapı çalınmasının önündeki engel budur. Farklı bir fiil veya gerçekten yeni bir delil söz konusuysa durum değişir.
Başvuru reddedilirse ne olur?
Ret, gözaltının hukuka uygun bulunduğu anlamına gelir ve süreler işlemeye devam eder. Ancak dosya kapanmaz.
Birincisi, koşullar değişirse yeni bir başvuru gündeme gelir. Yakalamaya karşı yapılan başvuru reddedilmiş olsa da, sonradan bir uzatma emri çıkarsa o emir ayrı bir işlemdir ve ayrıca başvuru konusu yapılabilir.
İkincisi, süre sonunda hâkim önüne çıkma aşaması gelir. CMK m. 91/7: gözaltına alınan kişi bırakılmazsa, en geç bu süreler sonunda sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir ve sorguda müdafi de hazır bulunur. Savunmanın asıl sözlü imkânı burasıdır. Sorgudan tutuklama çıkması hâlinde izlenecek yolu tutuklama ve itiraz sayfasında ayrıca anlattık.
Üçüncüsü, reddedilmiş bir başvuru boşa gitmez. Dilekçede ileri sürdüğünüz hukuka aykırılık iddiaları dosyaya girmiş olur; ileride tazminat gündeme gelirse itirazın hangi tarihte, hangi gerekçeyle yapıldığı kayıtlıdır.
Gözaltı hukuka aykırıysa tazminat gündeme gelir mi?
Evet. CMK m. 141/1-a, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan kişilerin maddi ve manevi zararlarını Devletten isteyebileceğini söyler. Aynı fıkranın (b) bendi, kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan kişiyi de ayrıca sayar.
Dikkat edilecek nokta: tazminat hakkı, kişinin sonunda beraat etmesine bağlı değildir. Ölçü, sonucun ne olduğu değil, özgürlüğü kısıtlayan işlemin kanuna uygun yapılıp yapılmadığıdır. Süre aşılmışsa, gözaltı m. 91/2'deki koşullar olmadan uygulanmışsa veya kişi kanunî süre içinde hâkim önüne çıkarılmamışsa bu bentler tartışılabilir. Kimlerin tazminat isteyemeyeceği ise m. 144'te ayrıca düzenlenmiştir.
Başvurunun şartlarını, hangi mahkemeye ve nasıl yapılacağını haksız tutuklama tazminatı yazısında ayrıntılı ele aldık. Gözaltı aşamasında yapılan itirazın ve dosyaya giren tutanakların, o davada başvurulacak ilk belgeler olduğunu not edin.
Sık sorulan sorular
Gözaltına itiraz için avukat şart mı?
Hayır. CMK m. 91/5 yakalanan kişinin kendisine, eşine, kanunî temsilcisine ve birinci veya ikinci derecede kan hısımlarına da başvuru hakkı tanır; avukat bunlardan yalnızca biridir. Ancak inceleme evrak üzerinde yapıldığı için dilekçenin gerekçesi tek anlatım imkânıdır. Gerekçenin m. 91/2'deki koşullara oturtulması, başvurunun sonucunu doğrudan etkiler.
Kardeşim gözaltında, ben başvurabilir miyim?
Evet. Kardeş ikinci derecede kan hısmıdır ve maddede sayılan kişiler arasındadır. Anne, baba ve çocuk birinci derecede; büyükanne, büyükbaba, torun ve kardeş ikinci derecededir. Nişanlı, amca, dayı, hala, teyze veya kuzen bu listede yer almaz; onlar kendi adlarına başvuramaz ancak bir avukatla iletişime geçebilir.
Sulh ceza hâkimi beni veya gözaltındaki kişiyi dinler mi?
Hayır. Kanun incelemenin evrak üzerinde yapılacağını açıkça söyler. Duruşma açılmaz, taraflar dinlenmez, gözaltındaki kişi hâkimin huzuruna getirtilmez. Karar, dosyadaki tutanaklar ile başvuru dilekçesine bakılarak verilir. Bu nedenle söylemek istediğiniz her şeyin dilekçede yazılı olması gerekir.
Hâkim ne kadar sürede karar verir?
CMK m. 91/5, sulh ceza hâkiminin başvuruyu derhâl ve nihayet yirmi dört saat dolmadan sonuçlandıracağını söyler. Bu bir üst sınırdır, bekleme süresi değil; karar daha kısa sürede de verilebilir. Gözaltı süresinin kendisi de yakalama anından itibaren yirmi dört saatle sınırlı olduğundan, başvurunun geciktirilmesi onu fiilen sonuçsuz bırakabilir.
Başvurum kabul edilirse doğrudan serbest bırakılır mıyım?
Doğrudan değil. Hâkim başvuruyu yerinde bulursa, yakalananın derhâl soruşturma evrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazır bulundurulmasına karar verir. Bu karar gözaltının kolluk elinde sürmesini keser ve dosyayı savcının önüne taşır; serbest bırakma kararını savcı verir. Serbest bırakılan kişi hakkında ise yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve savcının kararı olmadıkça aynı nedenle yeniden yakalama işlemi uygulanamaz.