Aile içi olaylar
Eşin veya eski eşin evden çıkmasının engellenmesi, kapının kilitlenmesi, telefonuna el konulması. m. 109/3-e nedeniyle ceza bir kat artırılır; bu, en sık karşılaşılan ve en hızlı ağırlaşan dosya tipidir.
Söz ve hürriyet suçları
Bu suç, çoğu kişinin sandığından çok daha geniş bir alanı kapsar. Fidye amaçlı kaçırma kadar, bir tartışma sırasında birinin çıkmasına izin verilmemesi de aynı maddeye girebilir. Nitelikli hâllerin varlığı hem cezayı hem görevli mahkemeyi değiştirdiği için, dosyanın ilk saatlerinde verilecek kararlar sonucu doğrudan etkiler.

Kısaca
Kanuni ceza aralığı
Bu şerit maddenin birinci fıkrasındaki kanuni sınırları gösterir. Nitelikli hâller, indirim ve artırım sebepleri ile somut olayda uygulanacak ceza dosyaya göre değişir; aşağıdaki bölümlerde anlatılmıştır.
Kanun, kişinin hareket etme özgürlüğünü korur. Suçun maddi unsuru iki biçimde gerçekleşir: kişinin bir yere gitmesinin engellenmesi ya da bir yerde kalmaya zorlanması. Kapalı bir mekân şart değildir; kişinin arabadan inememesi, telefonunun alınarak yardım isteyememesi ya da yolunun kesilerek ayrılmasının engellenmesi de bu kapsamda değerlendirilebilir.
Fiilin hukuka aykırı olması gerekir. Kanunun yetki verdiği hâllerde yapılan yakalama ve gözaltı, koşulları taşıdığı sürece bu suçu oluşturmaz. Buna karşılık kamu görevlisinin, kanunun aradığı koşullar bulunmadan bir kişiyi tutması hem bu suçu oluşturabilir hem de m. 109/3'teki artırım nedenlerini gündeme getirir.
Suç, hukuka aykırı durum devam ettiği sürece işlenmeye devam eden kesintisiz bir suç olarak kabul edilir. Bunun pratik sonuçları vardır: zamanaşımı, kesintinin gerçekleştiği andan itibaren işlemeye başlar ve yetkili mahkeme de bu ana göre belirlenir.
Bu suçun işlenmesi sonucunda yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında, bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur TCK m. 111.
Kanun cezayı katmanlı bir yapıyla belirler:
Bu katmanların birleşmesi, dosyayı bambaşka bir yere taşır. Cebir veya tehdit iddiasının üzerine bir de m. 109/3'teki artırım nedenlerinden biri eklendiğinde ceza aralığının üst sınırı on yılı aşar ve dosya ağır ceza mahkemesine gider. Bu nedenle iddianamede hangi fıkraların birlikte istendiği, savunmanın ilk okuyacağı satırdır.
Eşin veya eski eşin evden çıkmasının engellenmesi, kapının kilitlenmesi, telefonuna el konulması. m. 109/3-e nedeniyle ceza bir kat artırılır; bu, en sık karşılaşılan ve en hızlı ağırlaşan dosya tipidir.
Borçlunun «konuşmak için» araca alınıp bir süre gezdirilmesi. Yanında birden fazla kişi varsa m. 109/3-b, tehdit varsa m. 109/2 gündeme gelir. Para talebi varsa suç vasfının yağmaya dönüşüp dönüşmediği tartışılır.
Bir çalışanın veya müşterinin, hırsızlık şüphesiyle odaya alınıp kapının kapatılması. Kolluğun beklenmesi ile fiilen tutma arasındaki çizgi, sürenin uzunluğu ve kişinin ayrılma talebinin karşılanıp karşılanmadığıyla çizilir.
Kanuni koşullar bulunmadan yapılan yakalama veya bekletme. Burada m. 109/3-d, kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması hâlini düzenler ve cezayı bir kat artırır.
Beşinci grup, suçun başka suçlarla sınırının çizilmesidir. Malın alınması amacıyla kişinin tutulması yağma; velayet ilişkisi içinde bir çocuğun alıkonulması ise ayrı bir suç tipi olan çocuğun kaçırılması ve alıkonulması bakımından değerlendirilir. Vasfın doğru belirlenmesi, ceza aralığını ve görevli mahkemeyi tamamen değiştirir.
Bu dosyalarda savunma, olayın yaşandığını inkâr etmekten çok, yaşananın hukuken hangi kalıba girdiğini tartışmakla kurulur. İncelenen başlıklar şunlardır:
Suç şikâyete bağlı olmadığı için ihbar yeterlidir; savcılık resen soruşturma yürütür. Bu aşamada yakalama, arama ve el koyma tedbirleri gündeme gelebilir.
Gözaltına alınan kişi kolluk ve savcılık ifadesi verir. Müdafi ile görüşme hakkı bu aşamada kullanılmalıdır; suç vasfına ilişkin savunma ve etkin pişmanlık değerlendirmesi burada şekillenir.
Savcılık tutuklama isterse dosya nöbetçi sulh ceza hâkimliğine gönderilir. Hâkimlik tutuklama, adlî kontrol veya serbest bırakma kararlarından birini verir. Tutuklama kararına karşı itiraz yolu açıktır.
İddianame düzenlenir ve hangi fıkraların uygulanmasının istendiğine göre dosya asliye ceza veya ağır ceza mahkemesine gönderilir. Duruşmada mağdur ve tanıklar dinlenir, kamera ve iletişim kayıtları tartışılır.
Mahkeme beraat, mahkûmiyet veya düşme kararı verir. Nitelikli hâllerin kabul edilip edilmemesi cezayı katlayarak değiştirdiği için, gerekçeli kararın bu noktalar yönünden incelenmesi kanun yolu aşamasının merkezidir. Karara karşı istinaf yolu süreye tabidir.
Görevli mahkeme, iddianamede hangi fıkraların birlikte uygulanmasının istendiğine göre belirlenir. 5235 sayılı Kanun m. 12'ye göre ağır ceza mahkemesi, kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller dışında, on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara bakar. Bu ölçüt uygulandığında tablo şöyledir:
Şüpheli on sekiz yaşından küçükse dosya çocuk mahkemesinde, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suç söz konusuysa çocuk ağır ceza mahkemesinde görülür 5395 s. K. m. 26. Çocuk ağır ceza mahkemeleri her adliyede kurulmaz; bölgelerin coğrafi durumu ve iş yoğunluğu gözetilerek belirlenen yerlerde kurulur 5395 s. K. m. 25/2. Bu nedenle çocuk bir şüphelinin dosyası, olayın geçtiği ilçenin bağlı olduğu adliyede değil, o yargı çevresi için belirlenmiş mahkemede görülebilir.
İstanbul'da ağır ceza mahkemesi bulunan adlî yargı çevreleri ayrıdır: İstanbul (Çağlayan), İstanbul Anadolu (Kartal), Bakırköy, Büyükçekmece, Silivri ve Gaziosmanpaşa. Hangisinin yetkili olduğu, sanığın ya da mağdurun oturduğu yere göre değil, yetki kurallarına göre belirlenir.
Burada bu suça özgü, çok işe yarayan bir kural devreye girer. CMK m. 12/1 kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesini yetkili kılar; ancak aynı maddenin ikinci fıkrası kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği yer mahkemesinin yetkili olduğunu düzenler. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma kesintisiz bir suç olarak kabul edildiğinden, dosya çoğu zaman fiilin başladığı yerde değil, sona erdiği yerde görülür.
İstanbul coğrafyasında bunun sonucu somuttur. Mağdurun Şişli'de bir araca bindirilip Sancaktepe'de serbest bırakıldığı bir olayda, olay Avrupa yakasında başlamış olsa bile yetki tartışması Anadolu yakasına kayar ve dosya Kartal'daki İstanbul Anadolu Adliyesi'nde yürüyebilir. Aynı şekilde, Bakırköy'den başlayıp Silivri yönünde devam eden bir olayda Büyükçekmece ya da Silivri yetkili hâle gelebilir. Şehir içinde bir uçtan diğerine geçen olaylarda hangi adliyenin yetkili olduğu, savunmanın ilk günlerde netleştirmesi gereken bir konudur; yanlış yerde yapılan başvurular zaman kaybettirir.
Son bir pratik not: gözaltı işlemi, dosyanın yürüdüğü başsavcılığın bulunduğu adliyede tamamlanır ve tutuklama talebi aynı binadaki nöbetçi sulh ceza hâkimliğine sunulur. Yakınınız gözaltındaysa, hangi adliyeye sevk edileceğini erken öğrenmek, müdafinin sevk öncesinde dosyayı görmesi için gereken zamanı kazandırır.
Sık sorulanlar
Kanun asgari bir süre öngörmemiştir. Aranan şey, kişinin hareket serbestisinin hukuka aykırı biçimde ve belirli bir yoğunlukta ortadan kaldırılmasıdır. Çok kısa süreli ve anlık engellemelerin bu suçu oluşturup oluşturmadığı somut olayın koşullarına göre değerlendirilir; sürenin uzunluğu, kişinin ayrılma talebinin bulunup bulunmadığı ve engelin niteliği birlikte ele alınır.
Girebilir. Kanun, suçun eşe, boşandığı eşe, üstsoy veya altsoya karşı işlenmesini bir kat artırım nedeni olarak düzenler (TCK m. 109/3-e). Kapının kilitlenmesi, telefona el konulması veya ayrılmanın fiilen engellenmesi bu kapsamda değerlendirilebilir. Aile içi olaylarda dosya çoğu zaman koruma tedbirleriyle birlikte yürür.
TCK m. 110 üç şartı birlikte arar: serbest bırakmanın soruşturmaya başlanmadan önce olması, mağdurun şahsına zarar dokunmamış olması ve kişinin kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakılmış olması. Bu şartlar gerçekleşirse cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Şikâyet edildikten veya kolluk olaya el koyduktan sonra bırakma bu indirimden yararlanmaz.
Hayır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, CMK m. 100/3'te sayılan katalog suçlar arasında değildir; dolayısıyla tutuklama nedeninin var sayılacağı karine bu dosyalarda uygulanmaz. Tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ile kaçma veya delilleri karartma şüphesinin ayrıca ortaya konması gerekir.
Duruma göre değişir. 5235 sayılı Kanun m. 12 uyarınca ağır ceza mahkemesi, on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara bakar. Nitelikli hâl iddiası bulunmayan dosyalar kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülür. Cebir, tehdit veya hile iddiasının üzerine m. 109/3'teki artırım nedenlerinden biri eklendiğinde dosya ağır ceza mahkemesine gider.
Hayır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma şikâyete bağlı bir suç değildir; savcılık öğrendiği anda resen soruşturma yürütür ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez. Mağdurun sonraki beyanları yalnızca bir delil olarak değerlendirilir. Suç uzlaştırma kapsamında da değildir.
İlgili sayfalar
Alıkoyma iddialarının neredeyse tamamında bir tehdit tartışması vardır. TCK m. 106-107, silahla tehdit ve mesaj kayıtları.
Sayfaya gitAynı olaydan doğan hakaret iddiaları, şikâyet süresi ve önödeme kuralları bakımından ayrı bir takvimle yürür.
Sayfaya gitAlıkoyma sırasında yaralama iddiası varsa TCK m. 109/6 devreye girer ve iki suç birlikte değerlendirilir.
Sayfaya gitTutuklama kararına itiraz, adlî kontrol talebi ve tahliye istemi. Bu suçta katalog karinesinin uygulanmaması önemli bir dayanaktır.
Sayfaya gitİlgili sayfalar
Hakaret dosyaları çoğu zaman kısa bir tartışmadan, bir mesajdan ya da bir sosyal medya yorumundan doğar.
Sayfaya git
Bir yakınınız tutuklandıysa aklınızdaki ilk soru muhtemelen «ne zaman çıkar» sorusudur.
Sayfaya git
Kasten yaralama, İstanbul adliyelerinde en sık görülen suç tiplerinden biridir.
Sayfaya git
Dosyanızın konusu belliyse doğrudan ilgili suç sayfasına gidebilirsiniz. Tüm çalışma alanları
Bu dosyalarda ilk günler belirleyicidir: kamera ve iletişim kayıtları kısa sürede silinir, sevk tarihi hızla gelir. Gözaltı, ifade daveti ya da iddianame elinizdeyse vakit kaybetmeden arayın.