Gözaltı, ifade veya tutuklama mı var? 0538 035 51 55 — hemen arayın

Söz ve hürriyet suçları

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma

Bu suç, çoğu kişinin sandığından çok daha geniş bir alanı kapsar. Fidye amaçlı kaçırma kadar, bir tartışma sırasında birinin çıkmasına izin verilmemesi de aynı maddeye girebilir. Nitelikli hâllerin varlığı hem cezayı hem görevli mahkemeyi değiştirdiği için, dosyanın ilk saatlerinde verilecek kararlar sonucu doğrudan etkiler.

TCK m. 109/2TCK m. 109/3TCK m. 110TCK m. 109
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma

Kısaca

  • Suç TCK m. 109'da düzenlenir: bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak. Temel ceza bir yıldan beş yıla kadar hapistir.
  • Fiil cebir, tehdit veya hile kullanılarak işlenmişse ceza iki yıldan yedi yıla kadar hapistir TCK m. 109/2.
  • Silahla, birden fazla kişiyle birlikte, eşe, boşandığı eşe, üstsoy veya altsoya ya da çocuğa karşı işlenmesi gibi hâllerde ceza bir kat artırılır TCK m. 109/3. Suç cinsel amaçla işlenmişse cezalar ayrıca yarı oranında artırılır.
  • Etkin pişmanlık mümkündür, ama dar bir kapıdır: soruşturmaya başlanmadan önce, mağdurun şahsına zarar vermeden, kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakma hâlinde cezanın üçte ikisine kadarı indirilir TCK m. 110.
  • Suç şikâyete bağlı değildir; savcılık öğrendiği anda resen soruşturma yürütür. Görevli mahkeme, iddia edilen fıkralara göre asliye ceza ya da ağır ceza mahkemesidir.

Kanuni ceza aralığı

Hürriyetten yoksun kılma

TCK m. 109/1
Alt sınır
1 yıl
Üst sınır
5 yıl
İlgili hâlin açıklamasını açın

Bu şerit maddenin birinci fıkrasındaki kanuni sınırları gösterir. Nitelikli hâller, indirim ve artırım sebepleri ile somut olayda uygulanacak ceza dosyaya göre değişir; aşağıdaki bölümlerde anlatılmıştır.

Suçun tanımı ve kanuni dayanağı

Kanun, kişinin hareket etme özgürlüğünü korur. Suçun maddi unsuru iki biçimde gerçekleşir: kişinin bir yere gitmesinin engellenmesi ya da bir yerde kalmaya zorlanması. Kapalı bir mekân şart değildir; kişinin arabadan inememesi, telefonunun alınarak yardım isteyememesi ya da yolunun kesilerek ayrılmasının engellenmesi de bu kapsamda değerlendirilebilir.

Fiilin hukuka aykırı olması gerekir. Kanunun yetki verdiği hâllerde yapılan yakalama ve gözaltı, koşulları taşıdığı sürece bu suçu oluşturmaz. Buna karşılık kamu görevlisinin, kanunun aradığı koşullar bulunmadan bir kişiyi tutması hem bu suçu oluşturabilir hem de m. 109/3'teki artırım nedenlerini gündeme getirir.

Suç, hukuka aykırı durum devam ettiği sürece işlenmeye devam eden kesintisiz bir suç olarak kabul edilir. Bunun pratik sonuçları vardır: zamanaşımı, kesintinin gerçekleştiği andan itibaren işlemeye başlar ve yetkili mahkeme de bu ana göre belirlenir.

Bu suçun işlenmesi sonucunda yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında, bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur TCK m. 111.

Ceza ve nitelikli hâller

Kanun cezayı katmanlı bir yapıyla belirler:

  • Temel hâl TCK m. 109/1: bir yıldan beş yıla kadar hapis.
  • Cebir, tehdit veya hile TCK m. 109/2: fiili işlemek için veya işlediği sırada bu araçlar kullanılmışsa iki yıldan yedi yıla kadar hapis. Hile burada önemlidir: kişiyi kandırarak bir araca bindirmek de bu fıkraya girebilir.
  • Bir kat artırım TCK m. 109/3: suçun silahla; birden fazla kişi tarafından birlikte; kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle; kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle; üstsoy, altsoy veya eşe ya da boşandığı eşe karşı; çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.
  • Ekonomik kayıp TCK m. 109/4: suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması hâlinde ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
  • Cinsel amaç TCK m. 109/5: suç cinsel amaçla işlenmişse yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.
  • Yaralama ile birleşme TCK m. 109/6: suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşirse ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır.

Bu katmanların birleşmesi, dosyayı bambaşka bir yere taşır. Cebir veya tehdit iddiasının üzerine bir de m. 109/3'teki artırım nedenlerinden biri eklendiğinde ceza aralığının üst sınırı on yılı aşar ve dosya ağır ceza mahkemesine gider. Bu nedenle iddianamede hangi fıkraların birlikte istendiği, savunmanın ilk okuyacağı satırdır.

Uygulamada en sık karşılaşılan durumlar

Aile içi olaylar

Eşin veya eski eşin evden çıkmasının engellenmesi, kapının kilitlenmesi, telefonuna el konulması. m. 109/3-e nedeniyle ceza bir kat artırılır; bu, en sık karşılaşılan ve en hızlı ağırlaşan dosya tipidir.

Alacak tahsili için araca bindirme

Borçlunun «konuşmak için» araca alınıp bir süre gezdirilmesi. Yanında birden fazla kişi varsa m. 109/3-b, tehdit varsa m. 109/2 gündeme gelir. Para talebi varsa suç vasfının yağmaya dönüşüp dönüşmediği tartışılır.

İş yerinde hesap sorma

Bir çalışanın veya müşterinin, hırsızlık şüphesiyle odaya alınıp kapının kapatılması. Kolluğun beklenmesi ile fiilen tutma arasındaki çizgi, sürenin uzunluğu ve kişinin ayrılma talebinin karşılanıp karşılanmadığıyla çizilir.

Kamu görevlisinin işlemi

Kanuni koşullar bulunmadan yapılan yakalama veya bekletme. Burada m. 109/3-d, kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması hâlini düzenler ve cezayı bir kat artırır.

Beşinci grup, suçun başka suçlarla sınırının çizilmesidir. Malın alınması amacıyla kişinin tutulması yağma; velayet ilişkisi içinde bir çocuğun alıkonulması ise ayrı bir suç tipi olan çocuğun kaçırılması ve alıkonulması bakımından değerlendirilir. Vasfın doğru belirlenmesi, ceza aralığını ve görevli mahkemeyi tamamen değiştirir.

Savunmada nelere bakılır

Bu dosyalarda savunma, olayın yaşandığını inkâr etmekten çok, yaşananın hukuken hangi kalıba girdiğini tartışmakla kurulur. İncelenen başlıklar şunlardır:

  1. Hürriyet gerçekten kısıtlandı mı? Mağdurun ayrılma imkânı var mıydı? Kapı kilitli miydi, araç hareket hâlinde miydi, telefonu alınmış mıydı, ayrılmak istediğini açıkça belirtmiş miydi? «Ayrılmasını engelleyecek somut bir engel» ile «ayrılmayı düşünmemiş olmak» farklı şeylerdir.
  2. Süre ve yoğunluk. Kanun asgari bir süre öngörmemiştir. Ancak fiilin, kişinin hareket serbestisini kaldıracak yoğunlukta ve belirli bir süre devam etmiş olması aranır. Çok kısa süreli, anlık engellemelerin bu suçu oluşturup oluşturmadığı somut olaya göre tartışılır ve savunmanın en verimli alanlarından biridir.
  3. Rıza ve rızanın kesildiği an. Mağdur araca kendi isteğiyle binmiş olabilir. Bu durumda kritik soru, hangi anda ayrılmak istediği ve bu talebin nasıl karşılandığıdır. Suç, rızanın ortadan kalktığı andan itibaren işlenmeye başlar.
  4. Cebir, tehdit veya hile iddiası neye dayanıyor? m. 109/2 cezayı iki yıldan başlatır. Bu fıkranın uygulanması için somut bir zorlama ya da kandırma davranışı gösterilmelidir; mağdurun korkmuş olması tek başına yeterli değildir.
  5. Silah iddiası. TCK m. 6/1-f silah kavramını geniş tanımlar ve fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli nesneleri de kapsar. Silahın ele geçirilip geçirilmediği, gösterilip gösterilmediği veya yalnızca varlığından söz edilip edilmediği ayrı ayrı incelenmelidir; bu fıkra cezayı bir kat artırır.
  6. «Birden fazla kişi tarafından birlikte» unsuru. Olay yerinde bulunan herkes fail sayılmaz. Kimin fiile katıldığı, kimin yalnızca bulunduğu, tanık beyanları, kamera görüntüleri ve baz istasyonu kayıtlarıyla ayrıştırılmalıdır.
  7. Etkin pişmanlığın üç şartı. TCK m. 110 uygulamada çok sık yanlış anlaşılır. İndirim için üç şart birlikte aranır: serbest bırakmanın soruşturmaya başlanmadan önce olması, mağdurun şahsına zarar dokunmamış olması ve kişinin kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakılmış olması. Mağdur şikâyette bulunduktan ya da kolluk olaya el koyduktan sonra bırakma bu indirimden yararlanmaz. Mağduru ıssız ve tehlikeli bir yerde bırakmak da «güvenli yer» koşulunu karşılamayabilir.
  8. Tutuklama değerlendirmesi. Bu suç, CMK m. 100/3'te sayılan katalog suçlar arasında yer almaz. Yani «tutuklama nedeni var sayılır» karinesi bu dosyalarda uygulanamaz. Tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ile kaçma ya da delilleri karartma şüphesinin ayrıca ortaya konması gerekir CMK m. 100/1-2. Tutuklamaya itirazın en güçlü dayanağı çoğu zaman budur.
  9. Objektif delillerin toplanması. Güzergâh üzerindeki kamera kayıtları, araç takip ve plaka okuma sistemleri, telefonların baz istasyonu kayıtları, kart ve geçiş kayıtları. Bu kayıtların ömrü sınırlıdır; talep gecikirse silinir. Savunmanın ilk günlerde yapması gereken en somut iş, bu kayıtların muhafazasını istemektir.
  10. Mağdur beyanının iç tutarlılığı. İlk ihbar kaydı, kolluk beyanı, savcılık beyanı ve duruşma beyanı arasındaki farklar; özellikle süre, güzergâh ve kaç kişi olduğu konusundaki değişiklikler ayrıntılı biçimde karşılaştırılmalıdır.

Süreç nasıl işler

İhbar ve soruşturmanın açılması

Suç şikâyete bağlı olmadığı için ihbar yeterlidir; savcılık resen soruşturma yürütür. Bu aşamada yakalama, arama ve el koyma tedbirleri gündeme gelebilir.

Gözaltı ve ifade

Gözaltına alınan kişi kolluk ve savcılık ifadesi verir. Müdafi ile görüşme hakkı bu aşamada kullanılmalıdır; suç vasfına ilişkin savunma ve etkin pişmanlık değerlendirmesi burada şekillenir.

Sulh ceza hâkimliğine sevk

Savcılık tutuklama isterse dosya nöbetçi sulh ceza hâkimliğine gönderilir. Hâkimlik tutuklama, adlî kontrol veya serbest bırakma kararlarından birini verir. Tutuklama kararına karşı itiraz yolu açıktır.

İddianame ve kovuşturma

İddianame düzenlenir ve hangi fıkraların uygulanmasının istendiğine göre dosya asliye ceza veya ağır ceza mahkemesine gönderilir. Duruşmada mağdur ve tanıklar dinlenir, kamera ve iletişim kayıtları tartışılır.

Karar ve kanun yolu

Mahkeme beraat, mahkûmiyet veya düşme kararı verir. Nitelikli hâllerin kabul edilip edilmemesi cezayı katlayarak değiştirdiği için, gerekçeli kararın bu noktalar yönünden incelenmesi kanun yolu aşamasının merkezidir. Karara karşı istinaf yolu süreye tabidir.

İstanbul'da bu dosyalar nerede görülür

Görevli mahkeme, iddianamede hangi fıkraların birlikte uygulanmasının istendiğine göre belirlenir. 5235 sayılı Kanun m. 12'ye göre ağır ceza mahkemesi, kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller dışında, on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara bakar. Bu ölçüt uygulandığında tablo şöyledir:

  • Nitelikli hâl iddiası bulunmayan dosyalar, yani yalnızca m. 109/1 veya m. 109/2 kapsamındaki iddialar, kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülür.
  • Cebir, tehdit veya hile iddiasının üzerine m. 109/3'teki artırım nedenlerinden biri eklendiğinde ceza aralığının üst sınırı on yılı aştığı için dosya ağır ceza mahkemesine gider. Cinsel amaç iddiası da aynı sonucu doğurabilir.

Şüpheli on sekiz yaşından küçükse dosya çocuk mahkemesinde, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suç söz konusuysa çocuk ağır ceza mahkemesinde görülür 5395 s. K. m. 26. Çocuk ağır ceza mahkemeleri her adliyede kurulmaz; bölgelerin coğrafi durumu ve iş yoğunluğu gözetilerek belirlenen yerlerde kurulur 5395 s. K. m. 25/2. Bu nedenle çocuk bir şüphelinin dosyası, olayın geçtiği ilçenin bağlı olduğu adliyede değil, o yargı çevresi için belirlenmiş mahkemede görülebilir.

İstanbul'da ağır ceza mahkemesi bulunan adlî yargı çevreleri ayrıdır: İstanbul (Çağlayan), İstanbul Anadolu (Kartal), Bakırköy, Büyükçekmece, Silivri ve Gaziosmanpaşa. Hangisinin yetkili olduğu, sanığın ya da mağdurun oturduğu yere göre değil, yetki kurallarına göre belirlenir.

Burada bu suça özgü, çok işe yarayan bir kural devreye girer. CMK m. 12/1 kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesini yetkili kılar; ancak aynı maddenin ikinci fıkrası kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği yer mahkemesinin yetkili olduğunu düzenler. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma kesintisiz bir suç olarak kabul edildiğinden, dosya çoğu zaman fiilin başladığı yerde değil, sona erdiği yerde görülür.

İstanbul coğrafyasında bunun sonucu somuttur. Mağdurun Şişli'de bir araca bindirilip Sancaktepe'de serbest bırakıldığı bir olayda, olay Avrupa yakasında başlamış olsa bile yetki tartışması Anadolu yakasına kayar ve dosya Kartal'daki İstanbul Anadolu Adliyesi'nde yürüyebilir. Aynı şekilde, Bakırköy'den başlayıp Silivri yönünde devam eden bir olayda Büyükçekmece ya da Silivri yetkili hâle gelebilir. Şehir içinde bir uçtan diğerine geçen olaylarda hangi adliyenin yetkili olduğu, savunmanın ilk günlerde netleştirmesi gereken bir konudur; yanlış yerde yapılan başvurular zaman kaybettirir.

Son bir pratik not: gözaltı işlemi, dosyanın yürüdüğü başsavcılığın bulunduğu adliyede tamamlanır ve tutuklama talebi aynı binadaki nöbetçi sulh ceza hâkimliğine sunulur. Yakınınız gözaltındaysa, hangi adliyeye sevk edileceğini erken öğrenmek, müdafinin sevk öncesinde dosyayı görmesi için gereken zamanı kazandırır.

Sık sorulanlar

Sık sorulan sorular

Birini kısa bir süre bir yerde tutmak da suç mudur?

Kanun asgari bir süre öngörmemiştir. Aranan şey, kişinin hareket serbestisinin hukuka aykırı biçimde ve belirli bir yoğunlukta ortadan kaldırılmasıdır. Çok kısa süreli ve anlık engellemelerin bu suçu oluşturup oluşturmadığı somut olayın koşullarına göre değerlendirilir; sürenin uzunluğu, kişinin ayrılma talebinin bulunup bulunmadığı ve engelin niteliği birlikte ele alınır.

Eşimin evden çıkmasına izin vermemek bu suça girer mi?

Girebilir. Kanun, suçun eşe, boşandığı eşe, üstsoy veya altsoya karşı işlenmesini bir kat artırım nedeni olarak düzenler (TCK m. 109/3-e). Kapının kilitlenmesi, telefona el konulması veya ayrılmanın fiilen engellenmesi bu kapsamda değerlendirilebilir. Aile içi olaylarda dosya çoğu zaman koruma tedbirleriyle birlikte yürür.

Etkin pişmanlıktan nasıl yararlanılır?

TCK m. 110 üç şartı birlikte arar: serbest bırakmanın soruşturmaya başlanmadan önce olması, mağdurun şahsına zarar dokunmamış olması ve kişinin kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakılmış olması. Bu şartlar gerçekleşirse cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Şikâyet edildikten veya kolluk olaya el koyduktan sonra bırakma bu indirimden yararlanmaz.

Bu suçta tutuklama zorunlu mudur?

Hayır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, CMK m. 100/3'te sayılan katalog suçlar arasında değildir; dolayısıyla tutuklama nedeninin var sayılacağı karine bu dosyalarda uygulanmaz. Tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ile kaçma veya delilleri karartma şüphesinin ayrıca ortaya konması gerekir.

Dosya ağır ceza mahkemesinde mi görülür?

Duruma göre değişir. 5235 sayılı Kanun m. 12 uyarınca ağır ceza mahkemesi, on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara bakar. Nitelikli hâl iddiası bulunmayan dosyalar kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülür. Cebir, tehdit veya hile iddiasının üzerine m. 109/3'teki artırım nedenlerinden biri eklendiğinde dosya ağır ceza mahkemesine gider.

Mağdur şikâyetinden vazgeçerse dava düşer mi?

Hayır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma şikâyete bağlı bir suç değildir; savcılık öğrendiği anda resen soruşturma yürütür ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez. Mağdurun sonraki beyanları yalnızca bir delil olarak değerlendirilir. Suç uzlaştırma kapsamında da değildir.

İlgili sayfalar

Bu dosyayla birlikte gelen konular

Tehdit ve Şantaj Suçları

Alıkoyma iddialarının neredeyse tamamında bir tehdit tartışması vardır. TCK m. 106-107, silahla tehdit ve mesaj kayıtları.

Sayfaya git

Hakaret Suçu ve Savunma

Aynı olaydan doğan hakaret iddiaları, şikâyet süresi ve önödeme kuralları bakımından ayrı bir takvimle yürür.

Sayfaya git

Kasten Yaralama

Alıkoyma sırasında yaralama iddiası varsa TCK m. 109/6 devreye girer ve iki suç birlikte değerlendirilir.

Sayfaya git

Tutuklama ve itiraz

Tutuklama kararına itiraz, adlî kontrol talebi ve tahliye istemi. Bu suçta katalog karinesinin uygulanmaması önemli bir dayanaktır.

Sayfaya git
Bu sayfadaki hukuk terimleri8 terim
müdafi
Şüpheli veya sanığı ceza sürecinde savunan avukat. Vekâletname olmadan da görüşme yapılabilir (CMK m. 154/1).
vekil
Müşteki, mağdur veya katılanı temsil eden avukat.
müşteki
Şikâyette bulunan kişi. Davaya katılırsa "katılan" sıfatını alır.
tebliğ
Kararın veya evrakın usulüne uygun olarak yazılı biçimde bildirilmesi.
iddianame
Savcının kamu davası açmak için düzenlediği belge; mahkemece kabul edilirse kovuşturma başlar.
zamanaşımı
Belirli sürenin geçmesiyle dava açılamaması ya da cezanın infaz edilememesi.
uzlaştırma
Kanunda sayılan suçlarda taraflar arasında anlaşma sağlanması usulü; başarılı olursa dava düşer.
etkin pişmanlık
Suçtan sonra kanunda belirtilen davranışların gösterilmesi hâlinde cezada indirim ya da ceza verilmemesi.

Dosyanızı konuşalım

Bu dosyalarda ilk günler belirleyicidir: kamera ve iletişim kayıtları kısa sürede silinir, sevk tarihi hızla gelir. Gözaltı, ifade daveti ya da iddianame elinizdeyse vakit kaybetmeden arayın.

Hemen Ara WhatsApp